Oturmuş büyüyorduk, dallarımız kadar köklerimiz de, kuşlarımız da oluyorduk.
Ertesi gün, bir ay yağmuru daha, (damlaları daha iri oluyor mesela, daha bi yumuşak his verir,
omzuna düşünce. ) dama çıkmıştık, orta kanatlarımızı sakladığımız dama. Kanatlarımız ıslanmış
olduğundan bu sefer gene dallarımız kadar köklerimiz de, kuşlarımız da oluyorduk, Oturmuştuk
damda. Hoş hislerle yavaşlatıyorduk zamanı uçamasak da, bastığımız yeri belki aşağı düşürebilirdik,
böylece uçmuş kadar olucaktık. Hoş hislerimizi arttırıp yere aşağı doğru düşmesini rica ettik, Yer bizi
kırmadı ve kendini aşağı bıraktı, Biz havada kalmıştık, yere tekrar nasıl ineceğimizi düşünmeden havada evet.
Yer bizi sever birazdan gelir yavaşca ayaklarımızın altına nasılsa diye düşünerek, hoş hislerimize konsantire
olduk. Yağmur havada duruyor bizle beraber, bu demek oluyorduki biz de yağmurla aynı hızla düşüyoruz,
yer geri geldiğinde ve biz ona bastığımızda artık o eski yer değildi, başka bir yerdi. Kimbilir neyerdi?
evet. Yarın olmuştu, bütün gece neyerde olduğumuzu anlama çalışmakla geçti.. Yarın daha güzel bir gündü
buyerde, çeşitli kanat mağzalarını gezdik, sırtımıza uygun bir kanatlar arıyorduk tabi. Sonunda eski bir
kanatçıda bulduk uygun kanatları. Yükseldik hemen, damların içinde kendi damımızı arıyorduk, damlarımız kadar
köklerimiz de, kuşlarımız da oluyorduk.

Twitter