EVRENİN HARİTASI "bir başka yolculuk dalından düşmek yere"


sonra bakmış insan bir de ne görsün,
eteğinin altından sular damlıyormuş şehrin,
aslında demek istediğim o değildi,
yeni bir mevsim gelmiş şehre,
daha kimse koklamamış havasından,
suyundan içmemiş daha insan,
yokmuş bu mevsimin ismi henüz...
1. Atlıyordu çünkü rüyamızdan aşağı bir hayvan.
2. Kurt aramadık kuzuların arasında kayboldu.
3. Yanıyordu kalp kalp ellerin çünkü geniş birer gezegen.
4. Senin içinden çıksam bile, sığmam artık dünyaya.
Nefes alındığında, aramızda dolaşan hava içimize girip.
verildiğinde nefes, içimize giren hava aramıza dönüp,
içimizde neler olduğunu diğer havalarla paylaşır.
diğer havalarda hep diğerlerinin içindekileri anlatarak devam ederler.
Bu şekilde hava herşeyin bilincine sahip olur.
Mesela şimdi rüyamızdan bir orman. İçerisinde zor yürüyen ınsanlar varmış. Işıkın olmadığı bir orman geceleyin rüyamızda mesela, ormanı sesinden işte tanıyorsak. Ama tam da orman değil, tabi rüyamızdan, Yumuşak cisimlere çarparak ilerliyoruz acımasın diye. Yağmur alttan yukarı doğru yağıyor olabilir.
Yerler de bağzen boş oluyor adımlarda. Hep dolu yer olmaz. Böylece ayağımız kayıp, içine doğru düşeriz havanın. Yağmura doğru ilerleriz, tabi hep rüya bunlar bak.
Buluta kadar varınca, çeşitli bulutlar vardır. Farklı kokulara sahip. Hoş kokulularından. Sonrasında düşmeye devam ederken, ışıklı havaya ulaşmış adam. Korkunca tabi görmeye başlayınca, kalbi hızla atmaya başlasın. İçinde sanki kalbinden başka şey yokmuş gibi kalbi pır pır attığında, tabi ağzı da açık kalmış, adamın ağzından kalbi çıkmış, uçarak tekrar dünyaya doğru gitmesin mi?
Tabi uyanınca bakmış kalbi yerinde, iyi demiş bari...


Bir diyalog yazıyorum şu anda,
- İyi, Bunu söyediğin iyi oldu, yoksa kimse anlayamayacaktı bunun bi diyalog olduğunu.
Tamam bi saniye sus bak yazıyorum şimdi.
- Susarsam bu bi diyalog olmayabilir.
Evet diyalogda birinin kesin salak olması lazim ki, yazan kişi alttan alta söyliyeceği şeyi söyleyebilsin.
- Ama seni de yazan kişi beni yazan kişiyle aynı kişi olduğundan, ben aslında senin söyliyeceğin birşey olmadığını içten içi biliyorum.
Tamam işte biliyorsun ama bunu çaktırmaman gerekiyordu normalde. Ama belliki yazan bunu çatırmamızı istiyor.
- Hmm ozaman bi saniye şimdi 3 kişi olduk biz.
Aslında olmadık, bildiğin 2 kişiyiz biz, senleben. Yani okuyan kişi bizim iki kişi olduğumuzu düşünmeli ki bu bir diyalog olsun.
- Oho bi de okuyan çıktı, e şimdi 4 kişi olduk.
Evet baya bi karıştı. Okuyan yoksa diyalog ne işe yarar ki. Onu da katmak lazım işin içine.
- Bence önemli olan bu diyalogun niye yazıldığı. Yazan ne yaptığını bilmiyor kesin.
Bilmesin, deneme yapıyordur belki. Diyalog denemesi.
- Bi dakika şimdi ben bunu baştan okudum da, sen ilk lafı söylerken, bir diyalog yazıyorum şuanda diyorsun. Yani bu diyaoğu sen yazıyorsun.
Tamam ben yazıyorum diyelim. Sen sanki yazmıyor musun? Evet ben de yazıyorum.
- E peki yazan kişi neyapıyor.
Yazan, kendini yok etmeye çalışıyor ki, ortaya bir diyalog çıksın.
- Bu yazan diyalog yazabilmeye çalıyor belliki ama, bunun tek yolu okuyanın yazanı görmemesi,
Onun ortamda olmadığına inanması.
Evet kukla oynatır gibi, Kukla oynatan görünmeyecek ki izleyenler kuklaların kendiliğinden oynadıklarına inansın.
- İyide şimdi yazan ortadan kaybolmadı ki, adam resmen burda işte sürekli ondan bahsediyoruz.
Evet bu iyi bir diyalog değil ozaman.
- O kadar basit olmayabilir. Çünkü okuyunca o kadar da yapay durmuyor.
Bak yukarıda bi hata yapmışım.
- Nerde?
"Sen sanki yazmıyor musun?" diye sormuşum, sonra kendim cevaplamışım "Evet ben de yazıyorum." diye.
- Evet sonrada kaymış herşey işte sen ben olmuşsun ben de sen.
Evet beni aslinda pek bozmamış sen olmak. Beni de. Belki birleşsek iyice karışsa işler karışmışken, belki yavaş yavaş şiir haline bile gelebiliriz birleşince. İyi olabilir zaten iki kişi olmak biraz fazla gelmeye başlamıştı bana da. Birdenbire olmasın ama yavaş yavaş birleşelim bence, oldu bittiye getirmeyelim. Hmm nasıl yapıcaz peki bunu, okuyanlanlar şimdiden alışmışlardır zaten bu birleşmeye, ama şimdi şiire nasıl dönüşeceğiz onu merak ediyorum. Yavaş yavaş dönüşeceğiz bence kimse anlamadan, uyandırmadan uyuyanları. Aralarında dolaşabilirmiyiz acaba okuyanların. Yani rüya mı şimdi burası. Tabi şimdi rüya, boşluğa uyarlanmaya hazırlan bence. Lan adamı yok edicez derken bizi yok etmesin bu adam. Bence sorun yok baksana ikiyken bir olduk ama pek de kötü hissetmiyorum. evet daha güzelmiş böyle hem daha yakınız şimdi okuyanlara, baksana ne güzel uyuyorlar, bizi görebiliyorlar kafalarının içinde ama dokunamıyorlar. Kalplerini birbirilerine mi diksek hazır uyuyorlarken, bilmiyorum benim uykum gelmeye başladı. Dur uyuma sakın hazır değilim daha...
Kendime söylemeden daha sana anlatıyorum aha:
Seni hiç unutmadığımdan! Basitce sığınıp gecelik sonsuzlukuna yok tabi, seni pek de unutmadım.
Aşk tabi şiiri bu normal. Kalp olan ağlar kırmızı, bu sayede kalp olar evet insan ve nefesini alıp.
Su düşer bu şekilde, müzik üşer, üşür doğru. Sonracığma sana sarılıp üşümez. gecelik hani sonsuzluğuna...
Aşk tabi en normal şiiri. Kalp olandadır. Seni sevdiğimi söylemek için senin bu kadar 7 yaşıma kadar dönüp,
evet evin şimdi yolunu bulamamak isterdim geri.
Başka bir yere gidiyoruz, böyle olmadığı bir yere evet.
Başlıyorum, etimden gömlekim ilikli hayavaya, rüyaları anlıyorumki kalp anlatıyor.
tabi ismim senleben, Ellerimizi birbirine bulaştırırken, toplanıyor ve gidiyor kalabalıklar.
Burdan gidiyorlar yeni başka biryere. olmadığı bir yere evet, kokmadığı ve dokunmadığı.
İnce yuvarlar keşfediliyordur orda, içimiz de aynı yer dışımızda.
Kanıtlanabilir doğmadığı insanın, sudan bellidir ışıktan, artık başka bir yere gidiyoruz böyle evet.
Kalp anlatır anlayan ağlar, rüya öyle değil furoyd hayır. Sonra telefon çalmıştı. Hemen koştum, meyerse
yalnış numaraymış 2.
bi de kalbim böyle kaça kadar sayiyor?
Devamlı eşiklerimizi aşındıran doğumlarla gece gündüze, gündüz geceye... Bazen her gün belki binlerce anneden tekrar geldiğim dünya günü gene.
Biraz sapıkım gerçekten. Biraz korkak. Biraz daha tembel. Bu yüzden daha tam da hazır değilim sonsuza kadar yaşayacağımı öğrenmeye.
Sevgiyi bildiği halde korkak. Bazen rüyalar görünür olduğunda evet süslü kadınlardır. Anlamlarıyla güneşe söyleniyorlar. Çıkıpta kadından kadından, Bir evin olsun bir araban olsun, bir yazlığın olsun, köpeğin de olabilir. karın da olsun, çocuğun da, işin olsun, kendi işin, işinde iyi ol, sevil, Kadının içine gir, ve dışına çık, tempolu, temposuz, değişik şekillerde. Değişik kadınlarda da bu şekilde. Azal, çoğal, genişle, daral. Yoga'n olsun, kasların, incen, kalının olsun. Bazen film ve dizin. Politikan ve dinin ve dinin politikan olsun. Memelerin olsun, büyük küçük popon, tenlerin açıklı koyulu. Kahvaltın mesela kahven, çayın. Telefonun kontörlü-hatlı. Tatilin olsun jetskili, diskolu, kitapların, laptopun internetin. Kedi sev kadınsan, yatakta kadın, işte erkek ol. Hep kız insanlara, hep sev. Kiliklar giy, insanlara bak, siya bak su ol, havaya bak hava. Biraz kafan karışsın bazen. Ozaman uzaklara git, eskileri hatırla, telefon et, üzül, gül. Eskileri unut a'na gel, andan git. Havaya bak, hava güzel olsun.
Bana yakın biryerde ol. Orda bekle, yürü ordan devam et. Beni düşün, iyi düşün,"gül düşün gül bahçesi ol, diken düşün dikenlik..."
Uzun şarkılar dinle, Seni dinlesi hava, sen havaya tekrar bak. Havayı gör, ellerin olsun, ince ellerin güzel. Kadınların ol. doğ kadınlardan, öl, kadınlara gömül. Bu şekilde değişik şeyler yap. Normal şeylerden bahset. Garip şeylerden, çık içinden, içine yağmur dolsun boşalsın, yağmur da bilsin seni, hava da. Gir içine otur içine al, içinden at. Naaparsan yap.
Bana yakın bir yerlerde dur. Bekle, bağır, ağla, gül. Kaybol, gayb ol. anlamasınlar, sormasınlar geri dön, belirlen birleş. Boşluklara dol, diril, durul, dön.
Güçlü ol, teslim ol, çirkin çorapların olsun, komuk donların, arkadaşlarına küs, sümüğün aksın, solaplara saklan, evin hiç durmadığın yerlerinde dur. Kışları külotlu çorap giy, üzüm ye, film izle, filmlerde kendinden birşeyler bul, eskileri hatırla, uyu. Eski kitapların içlerini kokla, koş, uzan, öğren, anla, bırak, tut.
Dön etinden içeri, iyi dön, kolay alış, zor bırak. Meleklerle bakış, gözün dalsın, zaman geçsin, bil. Sokakta uyu, köpeğin olsun, sopan, battaniyen, dilen, dolan, uyu, sabret, kur, boz, git, gel. Oluş, kalbin atmaya başlasın, bekle, büyü, doğ, ağla, em, ye, uyu, em, ye, uyu, uyan.
Bekle, bana yakın, bir yerde. Bekle bana yakın bir yerde. Bekle bana, yakın bir, yerde bekle...
içimizden,
tabi, burası orası, büyük bir yangın başlatıp...
haber vermiş yağmura...
doğmadan ölünmezmiş ozaman,
korkmak için ölümden yürümüş bu kadar yolu,
ozaman uyumadan görünmezmiş görünen...
görmek için onu uyumuş insan
oğlu kalem kırarmış geceynen,
ayna kırparmış, zar satarmış kadere,
ay kapanmış gene bir gün, yaş damardan - kendine bir.
Ya da sus,
üzerenden çıkartıp hayatı, sonra evet gene gece uykuya daldı,
Bunu öğren demişti yeni bilgilerle geldim sana,
seni öğrenipte,
seni dinleyipte geldim,
şarkıya eğil, orda dur biraz, oraya saklan, orda uyu biraz hemen kalkma,
önemli olan önemli, anlardan kaldırıp beni sok gevşeyen geceye,
kırlarımı anla, araştır ormanlarımı, delir, Bizzat dokun yere, sonra havaya da dokun
ve seç, hangisi seninkisi,
bide şey çok su iç...
Biz senle aynı yağmura devam ediyorduk, kadını kopartıp kokusundan, teninden üfleyip suyunu... Yok.
bunu bilmiyoruz daha,
içinde kemiklerine sarılmış etimiydi ellerini hisseden kendi parmakları olabilirlermiydi.
Biz senle aynı kadına devam ediyorduk
bilmeden açık gözleriyle...
Havayı durduran derisiyle kadını hisseden
kendi kemikleri olabilirmiydiler hem.
Başka canım, burası başka,
ellerini al ellerine, rüzgara sor suya dön,
anlatsın aynalan ellerini bana,
bana anlatsın havayı bilen...
havanın bilişiyle bilen bana virgül,
suyun sevişiyle seven anlatsın,
yağmurun tanıdığı gibi tanıyan herkesi,
ışığın gördüğü gibi gören.
çukurları canım hafızanın, derin korkma gözlerinden,
aya ellerken ilk insan, beni de saysın,
hiçim ben...
Şimdi bul,
tohumları yeşerik,
ağaçları gür,
ormanları ışık için,
kokuları oh,
kuşları yüksek öpen rüzgarın,
ışığın haberi,
geçerken otomatikman havanın içinden,
sesleri duyuluyor kolayca.
insanların gülerken.
Seviyoruz,
Kılıktan kılığa bürünen halini, hepsinin başka açan çiçeklerindeyiz evet.
Anlıyoruz ki anlamadan seviyoruz, değişirken halinden başka. elleriyiz evet suyun,
havanın gözleriyiz. ateşin kalpleri, toprakın ayaklarıyız da ondan. seviyorum.
derimi değiştiren gözlerinden içeri. denizleri anlatan sessizliğini, ve kadının dudaklarından başlayan gözlerimin yanları, bitmek nedir bilmiyor. seviyoruz, kendi kenarından düşen insanın, ani güzelliğini.
Verme beni... bu rüzgar azar, duymaz.
öp
İçerisinde insanların yüzdüğü, ve insanlarında içerisinde olan hava olduğundan bu şekilde yaşamımıza devam edilebilinir. Yaşamımıza devam etmek için havayı içimize çekip dışımıza üflemeliyiz. Bu şekilde yapmassak sıkıntı oluşur. İnsan hiç önemsemiyor olsada hava en temel ihtiyaçtır. Bunu anlamak için burnumuzu ve ağzımızı kapatarak, bir süre beklersek. Böylece havanın değerini daha net anlamış oluruz. Hava kimdir? su kimdir? bu sorulari kendimize sorduğumuzda çok hoş yanıtlarla karşılaşabiliriz.
- öğretmenim, hava peki ne zaman olucaz?
- büyüyünce yavrum otur şimdi.
Havayı içeride tutmak yasaktır, bir süre sonra dışarı geri vermemiz gerekmektedir.
bu şekilde,
şimdi gidin.


Laberaber de yanıyorduk geceynen, kan değil korkmadan gül kalp eden. Dumanda kon mevsim seni açar gör. daakarken lersularlan biz öpkadın. öp de güzel kanarkenler yapamam. uyarlansam uzaya ay anlar mı? düş geceynen aynı yatak aynı va. kart ellerim kadın koku olup gül.

Uzuyor tırmanırken vücudun, kelimeleri kulaklarına yetiştiremiyorum.
Yürüyorsun evet, seninle yürüyoruz, bilmediğim ışıklardan geliyor yüzüne, yüzüne aylardan ekleniyor bakınca. Uzak diyor dilin hep, başka şeyler demiyor yürüyorsun, dünya derin, yürüyoruz seninle, belli bir mesafeye bellirsiz bir mesafeden bakıyoruz, uzuyorsun yürürken, uzaman bitmiyor, uzak diyor dilin hep, başka beşler demiyor. En kolay yıldızı almışsın bana, ellerin yanık ağlıyorsun, etin katı, sesin büyük, hissetmiyor duymuyorsun beni uzuyor tırmanırken vücudun, kelimeleri kulaklarına yetiştiremiyorum. Başka birşeysin artık, ama en azından artık adını biliyorum...
çok monolog bir röportanç, elde güneş, gök gebe.
ve niye: yaşamaktır.
Hepsini gördüm, etime eklendim, sadece kalbimdim, kalbimin hareketiydim sadece, Yağmur tespit etti yerimizi...başlamıştık,
Havada evet, yer çekimi güneş itimi, çeşitli şeyler. Bu şekilde dünya uçabiliyor kendiliğinden. Dünya uçarken biz de rüya görebiliriz böylece, gözlerimizi kapadığımızda daha da net bişekilde görünebilinir. Uzay mesela, içinde yıldızlar ve çeşili renklerde şeyleriynen, orda nefes alınamadığından oralara pek gitmem, ama sonuçta sevdiğimiz bişeydir.
şaşkın,
ağacın kokusu ve dildeki tat...
yüzündeki ay, sabah sabahay
kalbindeki serin su,
şaşkın.
Aylara orman satıyor, yanlış aynalara bakıyor az kadın. Hava - güzel, güz - uzak, uz - akıl.
gözleri matlaşmıştı çok ağladıktan sonra,
çok başka birinin içinden bakıyordu korkma,
korkudan geçmiş, anlaşmışda geceynen...
birbirimizden bahsettik, önce sahteydi ışık,
sonra gerçekleştik rüyaynan.
neyse işte, ençokkorkudankorkmak...
bu içerde olmak demek,
korkudan içine kaçmaktansa
sevgiden dışına taşmak evet..
gel,
unut tabi içimdir yanlış parçaları sayıklayan,
yeni bir cisme kalkışmadan önce hava,
burayı bi daha denemeliyiz bu kesin.
böylece bahar belli, aydan bile, senden bile belli biliyoruz.
"burda susup diger cumleye gecmeyi planliyoruz."
ve elinde temiz suyuyla büyüyordu güzelce.
bize tanıtırken bu yeni gezegeni,
nerden başlasa bilemiyordu...
Başka şeyler var burda mesela, bizden başka,
içeri doğru ilerliyor zaman ve emin olmak yasak.
anlamak yasak canım burda, anladığına ağlamak serbess.
hatırlamak serbes burda, bi t harfi yüzünden başlamıştı bu yağmur.
ne güzel de içimiz dışımız su.
cüret müret uzaklardan bildiriyor
içimde durama dön,
değiş!
kanıt ister su; anlat,
anlat ateş görüp tenler çıkart bak,
içlerimde durama dön, yellerimde delir, kudur madem uyandın.
aynaya benze bak.
hiç gördün mü hava ne,
doğdun mu da su dedin...
geçtindemi anladın bir kendine.
usun kalır, nefs uyanır yanak dön,
katla içim yanık sular ve dahi.
ciddi değildim ağlama, kızarmıştı ay yeni, bahar hemde kokuyordu saçların, uzadık ki deymek için toprağa, başkaydı rüzgar, aydan yeni kaçmıştık...
şimdi uyu.
kalalım,
bir süre eşyaların ülkesinde,
sonra güneş yalarız, ay öperiz olunca,
kalalım, böyle dünya görmedik, böyle bi gözlere
görünmedi dünya,
ağlama
sırla boyamadan sırtını
ayna olamazdın bana.
sayılmıştır baştan ay,
gizli çimler yazılmıştır bu normal.
yanlış kalmış belki kendi gölgesi,
rüyasında hava görmüş, su görmüş..
kum biliriz, kadın kuru baştan ay,
gelen döner arkasını bu normal.
demekki geceyle yerleşmiş aynı rüyaya, seni sayıklıyorduk, Vazgeçmiş görmekten bakıyorduk eşsiz. Baharı hiç bilmezmiş gibi bekliyorum bu sefer. Ve sende içihde olacaksın kesin...
sudan çıktığında gözleri kapalıydı, yüzü gülüyordu, içindegemi, gezegenin kalbini duydu sudan çıktığında.
Bu bir gün değil şimdi,
Bu şimdi bir güneş...
Davranıp var içime,
karış değiş sakilnleş,
Ellerin demişti, önce onlardan vazgeç, sonra geç kollarından omuzlarından göğsüne in. Kemiklerini bırak, unut damarlarını... Kapatıp gözlerini, neresiyse orası, ordan bak aynaya, Sonra sor artık, burası neresi? burası neresi... sonra da bi tane vurdum adama, adam ne olduğunu şaşırdı, dedim bi daha görürsem seni buralarda... neyse
Başka sesler duyuyor da bize söylemiyor,
Sessizce içimizde okunuyor bir kitap...
ama bu güzel birşey, gül.
Sana sevgiyi haber veriyorum.
1. Birbirine deyiyor insanla insan belki ilk defa,
2. Kılıç kınına mı aşık kana mı?.
3. Uyku da bir tür hayattır.
4. Ellerimiz bazen uyuşur.
5. Bazen uyanınca hayata uyum sağlamak zaman alır.
6. Nefes almak güzeldir.
7. Su içmek.
8. Sakin olunabilinir.
9. Korku ve Sevgi
10. insan hep olmaz. geçici bir süre için insan bu şekilde davranabilir.
11. şimdi uyuyim de büyiyim.
burası içerisi diyor... gözlerisiz bakıyor, sözleri süssüz venet, ayıniçi kadarnet. Devam ediyoruz, elimizde bazı kanıtlar, terlinemli tanıdık kelimeler, ve baharadoğru eklenerek ağaçlara, rüzgara sığınarak nokta. Kadın aslında öyle değil öyle anlamalık birşey, ve mesela bahar gibi uyanan sabah asıl öyle kadın içine mesela açan güneş. Böyle bugün karışık ama bahar...
susman gerek söylediğin şiir değilse... sus evet.
1, 2, 3.. do, re, mi
a) evren haritasını arıyor içinden çıkabilmek için... gerçekten.
b) açık içim böylece, renginden belli, hava hava havayı görebiliyorum bazen.
c) seni seviyorum canım,bunu söyledikce seni daha da seviyorum
d) şimdi yer, su, hava
e) Benimle konuşuyor, gözlerinde eski bir uzay parlak.
Belliki zamanı öyle değil onun, belli ki yanlış anlaşılmış ay-
Şimdi yeni başlıyor adam.
"Can gibi başsız ayaksız" ve havayı anlar gibi içine alıp dışına verirken.
Kalbi anlar gibi kanı,
Damarımızdan şimdi, yeniden anlatıyor, hiç anlatılmamış bu zamanı...
böylece seni seviyorum canım.
